Etiket arşivi: Zarok TV

Anadilde Çizgi Film Haktır!

15 Temmuz darbe girişiminin ardından, Gülen Cemaatinin eski ortağı AKP, darbe girişimi bahanesiyle kamuda onbinlerce tasfiyeye girişti. Amaçlarını Gülen Cemaati yani popüler adıyla FETÖ olduğunu söyleseler de “krizi fırsata çevirme” ve yoğun “mağdur” edebiyatıyla (bu konuda ustalardır) binlerce sosyalist, sosyal demokrat, aydın muhalif kamu çalışanlarını tasfiye etti. TV’ler ve radyolar kapatıldı. Hayatın Sesi, Tv10, IMC Tv, Van Tv, Jiyan Tv, Özgür Radyo, Radyo Rengin, Yön Radyo ve Zarok TV  kapatıldı. 16 Temmuz sabahı darbeye uyanmış olsaydık, muhtemelen bu kanallar yine kapatılacaktı. Ve yine muhtemelen binlerce kamu çalışanı atılacak, yüzlercesi tutuklanacaktı. Şu an olduğu gibi… Yani FETÖ, AKP, MHP vs. vs. eski ortaklar arasında hiç bir fark yok.
Aslında yazıyı kaleme alma amacım,  Zarok Tv… Evet ülkemizin ilk Kürtçe çocuk kanalı. Kanal ayrıca Kırmançki (Zazaki) ve Sorani dillerinde de yayın yapıyor. Geçmişe dönüp baktığımızda “ileri demokrasinin” “yıkılmaz kalesi”, “yüce demokrasi” savunucumuz AKP hükümeti anadilde yayınların önünü açtığı ile övünüyordu. Anadilde o kadar ileri gittiler ki, 7 Haziran seçimlerini alanlarda Kürtçe Kur’an sallayarak ‘zirvede’ tamamlamışlardı. Kapatılan kanal ve radyolar zorlaya zorlaya, elde avuçta ilgili ilgisiz hangi argüman varsa, ortaya konularak, alınan kapatma kararlarını gerekçelendirebilirler (ki bizce hiçbir gerekçesi olamaz). Ancak Zarok Tv gibi aslında tüm kesimler tarafından makul karşılanabilecek bir kanalın hangi gerekçelerle kapatıldığının gerekçesi merak(!) konusu… Verdiğim bir tepki. Kürd çocuğuna evrensel insan hakları, çocuk hakları sözleşmelerinde tanınmış anadilde eğitim alma, sosyalleşme hakkı, yöneticiler tarafından kendi yaptıkları yasaları dahi yok sayılarak engellenmesinedir tepkim. Türkiye, çocuk hakkı ihlalleri konusunda zirvelerdeki yerini koruyacak gibi. 
Hükümet yetkilileri, anadilini konuşacaksan bizim izin verdiğimiz ölçüde, inanacaksan bizim gibi inanacaksın diye dursun, sözleşmeli misyoner öğretmenler Kürd illerinde göreve başladı. İlk işleri Kürd çocuğuna adını yasaklamak oldu. “Mustafa” “Kemal” hikayesinden çok etkilenen öğretmenlerimiz(!) arkadaşlarının isimlerini çocuklara koymuş bile. Bu arada ülkenin en dokunulmaz kurumu Diyanet İşleri Başkanlığı okul-cami projesi, diyanet ana okulları vs vs dünya çapında ses getirecek projelerle gündemdeki ‘prestijli’ konumunu korumaya devam ediyor. TBMM ise hala  Çocuk Hakları Sözleşmesi’ nde anadil hakkı, kültür vb. içeren maddelere çekince koymayı sürdürüyor. Devletin yüzyıllık tekçi algısı hala güncelliğini koruyor.
Son söz: “Çocuklara kıymayın efendiler…”


Türkiye’nin BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çekince koyduğu maddeler:
Madde 17
Taraf Devletler, kitle iletişim araçlarının önemini kabul ederek çocuğun; özellikle toplumsal, ruhsal ve ahlâki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik çeşitli ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinmesini sağlarlar. Bu amaçla Taraf Devletler:
a. Kitle iletişim araçlarını çocuk bakımından toplumsal ve kültürel yararı olan ve 29 uncu maddenin ruhuna uygun bilgi ve belgeyi yaymak için teşvik ederler;
b. Çeşitli kültürel, ulusal ve uluslararası kaynaklardan gelen bu türde bilgi ve belgelerin üretimi, değişimi ve yayımı amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik ederler;
c. Çocuk kitaplarının üretimini ve yayılmasını teşvik ederler;
d. Kitle iletişim araçlarını azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik ederler;
e. 13 ve 18’inci maddelerde yeralan kurallar gözönünde tutularak çocuğun esenliğine zarar verebilecek bilgi ve belgelere karşı korunması için uygun yönlendirici ilkeler geliştirilmesini teşvik ederler.
Madde 29
1.Taraf Devletler çocuk eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler:
a. Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi;
b. İnsan haklarına ve temel özgürlüklere, Birleşmiş Milletler Andlaşmasında benimsenen ilkelere saygısının geliştirilmesi;
c. Çocuğun ana–babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi;
d. Çocuğun, anlayışı, barış, hoşgörü, cinsler arası eşitlik ve ister etnik, ister ulusal, ister dini gruplardan, isterse yerli halktan olsun, tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, yaşantıyı, sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanması;
e. Doğal çevreye saygısının geliştirilmesi.
2.Bu maddenin veya 28’inci maddenin hiçbir hükmü gerçek ve tüzel kişilerin öğretim kurumları kurmak ve yönetmek özgürlüğüne, bu maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen ilkelere saygı gösterilmesi ve bu kurumlarda yapılan eğitimin Devlet tarafından konulmuş olan asgari kurallara uygun olması koşuluyla, aykırı sayılacak biçimde yorumlanmayacaktır.
Madde 30

Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların varolduğu Devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.



Şenol
11.10.2016