Etiket arşivi: Medya

Çuvaldız Niyetine; Yine, Yeniden Mültecilere Dair

Mültecilerle ilgili daha öncesinde birkaç şey karalamıştım. Sınırlı takipçi ve okur çevremde bu konuda belli bir duyarlılık yaratmaya çalışmıştım. Başarılı oldum mu? Bilmiyorum! Ama bu can alıcı, can ‘sıkıcı’ konuda yazmaya devam edeceğim gibi duruyor. Çünkü toplumun ezici çoğunluğunda mülteci karşıtlığı, ‘yabancı’ düşmanlığı artarak devam ediyor. Geçen aylarda Türk ırkçılar tarafından Suriyeliler özelinde mültecilere yönelik, sosyal medya üzerinden bir linç kampanyası başlatılmıştı. Aslında belli aralıklarla bu linç kampanyası sürdürülüyor. Linç kampanyasından birkaç gün sonra Sakarya’da Suriyeli hamile bir anne tecavüz edildikten sonra yanındaki 10 aylık çocuğu ile birlikte katledildi. Dokuz aylık hamile Mefta Emani (20) ve 10 aylık bebeği Halaf…  Peki, sadece tecavüzcüler mi suçlu ya da bu sadece adli bir olay mı? Değil elbet! Suç kişisel olduğu kadar onu besleyen esas şey toplumsaldır. Suçluyu çok uzakta aramanıza gerek yok. Medyadan başlayın mesela. Sağından ‘solundan’ attıkları haber başlıkları başlı başlına mülteci düşmanlığı değildir de nedir? Ya da yok mu çevrenizde arkadaşınız, aile fertleriniz Suriyelilere sövüp duran, siyahilerle dalga geçen, Afganlara küfür sallayan. Var elbet. Ben çok şahit oldum, çok da kavga ettim. Bazen anlatmaktan usandım. İşte bakın ben de suçluyum. Anlatmaktan usandığım her an ben de suçluyum.

İkiyüzlüce değil mi ama? İnsanları yoksulluğa mahkûm eden, yurtlarını işgal eden, kaynaklarını sömüren, savaşları körükleyen ve çözümsüzlüğe iten, yoksulların sırtında kendi ülkelerinde zevki sefa süren ABD, Rusya, AB gibi emperyalistlere tek ses çıkarmadan; Türkiye, İran, Suudi Krallığı, Katar vb. gibi bölgesel oyunlar kuran devletlere çıtını çıkarmadan suçu göçmenlere, göç etmek zorunda kalanlara atmak ikizyüzlüce değil mi? En net tanımlamayla cahilce ve riyakârca…
Anlatmaya devam edeceğiz. Egemenlerin kendi aralarına çektikleri tel örgüleri tanımayacağız. Teller, betonlar çekseler de aramıza; biz gökyüzünün, toprağın, havanın, suyun, kuşların kardeşliğiyle sınırları söküp atacağız. Sorumluluktan kaçmadan, mücadeleden kaçmadan yaşam hakkını, barınma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Ta ki zihnimizdeki tel örgüleri de koparana kadar.

Bu arada Hrant Dink Vakfı çok anlamlı ve yerinde bir rapor hazırladılar. Medyada mülteciler üzerinden üretilen nefret dilini teşhir ettiler. Aşağıda videonun linkini atıyorum. İzlerseniz bir şey kaybetmezsiniz.



#NefretSöylemineHayır
Şenol

15.08.2017