Etiket arşivi: Koronavirüs

Her Dönemin Günahkârları ve Mağdurları



Tüm dünyada süre giden koronavirüs salgını (Covid19) daha altı ayı dolmadan binlerce insanın ölümüne neden oldu-oluyor. Bir süre daha can almaya devam edecek gibi gözüküyor. Çünkü dünya sağlık tekelleri ve tüm devletler henüz bu salgına karşı bir anti-virüs veya ilaç vs. bulmuş değiller ya da bulmak istemiyorlar.

Son dönemde yaşlılara yönelik nefret söylemi beni oldukça rahatsız ediyor. Salgından ölümcül derecede etkilenme riskleri olan yaşlıların sanki salgının kaynağıymış gibi hedef haline getirilmesi hem üzücü hem de sinir bozucu. Gelecek açısından da kaygı verici. Sosyal medyaya yansıyan bir grup kendini bilmezin yaşlılara yönelik alaycı üslubunu herkes görmüştür.

Hakikati bile bile bu derece görmezlikten gelmek, özel bir ‘meziyet’ gerektiriyor. Toplumun her dönem ilan ettiği günahkârları aynı zamanda sürecin asıl mağdurları olmuştur. Ülkedeki istikrarsızlığın ve neo-liberal politikaların önündeki engel olan kızıl tehlike komünistler 12 Eylül ile birlikte işkencelerden geçirilip, darağaçlarında sallandırılıp ve büyük bir çoğunluğu Avrupa’da mülteci durumuna düşürülerek dar bir toplama dönüştürülmüştü. Bir dönem köyleri, tarlaları, emekleri yakılan-yıkılan Kürt köylüleri metropollere göç ederek güzelim şehirleri mahvetmişti. Son dönemde, hayatta kalmak ve insanca bir yaşam sürmek için ülkelerinden göç etmek zorunda kalan mülteciler coğrafyamızdaki işsizliğin, yoksulluğun nedeni ilan edilmişti. Bugünün de günahkârları ise yaşlılar; birçoğunun parkta oturmak dışında başka bir sosyal yaşamı yok, asgari ücretin altında bir ekonomiye sahipler ve birçoğu sosyal yardımlara ihtiyaç duyuyorlar. Ve yine birçoğu güvencesiz bir şekilde çalışmaya devam etmek zorunda. Her dönemin gerçek mağdurları çok kolay bir şekilde toplumun günah keçileri ilan edilebiliyorlar. Toplumsal linç kültürü böyle bir şey ama. Sorumluluktan kaçmak ve esas sorumluları perdelemek için her dönem ‘günahkârlar’ gerekli. Hükümeti/iktidarı eleştirmekten daha kolay ve güvenli sonuçta…

Konuyu kapatmadan önce bir Sosyal Çalışmacı olarak bazı önerilerim olacak:

v  Dünya ölçeğinde salgının her geçen gün yükselişe geçtiği bugünlerde bilim insanlarının uyarı ve önerilerini dikkate almalıyız. Kişisel ve mekansal hijyen, fiziki mesafeyi açmak ve sosyal aktiviteye bir süre ara vermek gibi…

v  Hayati riski yüksek yaşlılar, kronik ve ağır hastalık geçiren/geçirmiş kişiler ile dayanışma içerisinden olmalıyız. Gezi’yi hatırlayıp mahalle dayanışmalarını tekrar hayata geçirebiliriz.

v  Hapishaneler büyük risk altında. Çocuklar, çocuklarıyla/bebekleriyle birlikte kalan kadınlar, hasta ve yaşlı mahpuslar bir an önce serbest bırakılmalıdır. Olağan süreçlerde dahi sağlık hakkına erişim konusunda sorunlar yaşayan mahpusların bu dönemde gerekli sağlık ihtiyaçlarının karşılanması zor gözüküyor.

v  Coğrafyamızda yoğun bir mülteci hareketliliği var. Barınma, gıda ve güvenli çalışma konusunda toplumun en dezavantajlı kesimlerini oluşturan mültecilerin sağlık hakkına erişmeleri için daha çok çaba sarf edilmeli. Şuan mültecilere ve mülteci kamplarına yönelik ciddi özel bir çalışmanın olduğunu gözlemlemedik. Bu haliyle mültecilerin yaşamları hem büyük risk altında hem de hareketli olmalarından ve denetimsizlikten kaynaklı virüsü yayma olasılıkları çok yüksek.

v  İşçiler başta olmak üzere tüm emekçilere ücretli izin verilmelidir. İnşaat-İş gibi sosyalist çizgide duran sayılı sendika hariç sendika ve konfederasyonların işçiler için etkili bir çalışma yürüttüğü söylenemez. İşçiler-emekçiler güvencesiz ve sağlıksız çalışma koşulları ve yetersiz beslenmeden kaynaklı virüsün açık hedefi durumundalar. Tüm emekçiler için 15 günden az olmamak kaydıyla ücretli izin verilmelidir. İşçiler-emekçiler, emek örgütleri, sendikalar ve demokratik kitle örgütleri bunun için harekete geçmedikçe iktidardan böyle bir ‘lütuf’ beklemek gerçekçi olmaz.

v  Huzurevlerinde, Kadın Sığınma Evlerinde, Engeli Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde virüsün görülmesi ve yayılmasının sonuçları ağır olur. Şu ana kadar İspanya benzeri kötü örnekler görmedik ama risk altındaki bu yerlerde özel ve daha ciddi önlemlerin alınması gerekiyor.

v  Bir evi, kalacak bir yeri olmayan evsizler, sokakta yaşamak zorunda kalanlar/bırakılanlar koronavirüs salgının en çok etkileyeceği dezavantajlı kesimler arasında bulunuyorlar. Sınırlı sayıda sivil toplum kuruluşunun samimi çalışması dışında bu konuda yaygın ve sürekli bir kamu çalışmasından bahsetmek imkânsız… Evsizlerin güvenli bir şekilde barınabilecekler sosyal mekânlar bir an önce organize edilmeli.

v  Toplum sağlığı için şuan hastanelerde çalışan virüs kapma olasılığı yüksek olan sağlık emekçilerinin, sosyal politikaların sahada uygulayıcıları olan ve şuan hala ev ev, mahalle mahalle, köy köy gezen sosyal çalışmacıların ve sosyologların güvenli-güvenceli çalışma koşulları ve sağlık hakları gözetilmelidir. Sağlıklı çalışma koşulları için tüm talepleri karşılanmalıdır.
Şenol
29.03.2020