Günlük arşivler: 28 Aralık 2018

Emek ve Ekoloji Mücadelesi Üzerine Bir Önerme


“Şimdi, düşünmeye değer ne varsa hepsi ekolojik olmak zorundadır.
İnsanın ‘doğa’sının değişmesi gereklidir.”
L. Mumford
Uzun bir süredir ekoloji hareketlerini takip ediyorum. Konuya ilgili de duyuyorum, önemsiyorum. ‘Sonra hallederiz bu sorunu’ gibi bir yaklaşımı yadırgıyorum. Ekoloji mücadelesinin insanlığın ve onun parçası olduğu doğa için ne derece hayati bir öneme sahip olduğunu kavramamız gerekiyor (Sosyalist ülkelerde dahi). Ekoloji kurumları önemli çalışmalar yapıyor. Son olarak Ekoloji Birliği’ni kurarak bu çalışmaları ortaklaştırma çabasındalar. Değer veriyor ve önemsiyorum bu girişimi.

Kapitalizm ve onun egemen olduğu ilişkiler kâr amacıyla her şeyi hunharca yok ediyor. Doğal yaşam amansızca katlediliyor. Kuzey ve Güney kutbundaki buzul erime hızı her geçen gün artıyor. Her yıl milyonlarca hektar ormanlık alan yanıyor/yakılıyor. İçilebilir su kaynakları tükeniyor, var olanlar evsel ve sanayi atıklarıyla kirletiliyor. Göller-dereler kuruyor-kurutuluyor. Ekilebilir tarımsal alanlar betonlaşıyor. Havadaki karbon ve sağlığımızı olumsuz etkileyen diğer gazların oranı her geçen gün artıyor, adeta zehir soluyoruz. Birçok yaşam alanı ya maden şirketlerine peşkeş çekiliyor ya da enerji üretim sahalarına dönüştürülüyor. Deniz ve göller plastik çöplüklerine dönüşmüş durumda. Tahribat bu hızla devam ederse uğruna mücadele edeceğimiz bir dünya dahi kalmayacak. İnsanın bilinçli bu tahribatı dünyayı geri dönüşü imkânsız bir felakete sürükleyecek. İşte ekoloji mücadelesi yaşamımızı birinci derecede etkileyen bir soruna işaret ediyor.

Ekoloji mücadelesi anti-emperyalist, anti-kapitalist olmak zorundadır. Neden? Çünkü bu tahribat sadece birkaç şirketin ya da iktidarların dönemsel politikalarıyla ilgili değil. ‘Kapitalizmin ruhu bu’: Her ne varsa kazanca dönüştürmek, bir gün önceki kârından daha yüksek kâr yapmak zorunda. Bu nedenle doğayı ve insanı sınırsız, sorumsuzca ve acımasızca sömürüyor. Kapitalizm doğal kaynakları tüketiyor/ yok ediyor, bir yandan da insan emeğini gasp ediyor. Düşük ücretlere, güvencesiz çalıştırıyor. Fabrikalarda ölüme ve açlığa mahkum ediyor. Yani kapitalist barbarlık emeğe ve ekolojiye aynı anda saldırıyor.

Temel önermem şu: emek ve ekoloji mücadelesi birleşmeli. Yani ekoloji hareketleri gündemlerine emeğin/emekçinin sorunlarını; emek hareketi, sendikal hareketler de gündemine ekoloji mücadelesini de almalı. Bu gelecek için önemli bir hazırlığın da başlangıcı olabilir. Bilincimizdeki dönüşümü hızlandırır. Konu üzerine biraz daha sorgulama ve araştırma yapmaya, tartışmayı genişletmeye ihtiyaç var. Genel bir Marksizm ve ekoloji tartışması yürütülüyor. Ekoloji mücadelesinin sınıf mücadelesinin bir parçası olduğunu belirten yazılar mevcut. Katılıyorum buna: ekoloji mücadelesi sınıf mücadelesinin önemli bir parçasıdır, parçası olmalıdır.

Ben bir giriş yaptım kendimce. Araştırmaya devam ediyorum…

Şimdilik birleşik bir Emek ve Ekoloji Hareketiiçin çağrı yapmak çok erken değil sanırım.

“Sonlu bir dünyada sınırsız büyüme olabileceğini düşünen biri eğer 
deli değilse, iktisatçıdır.”  – 
Boulding
Şenol
28.12.2018