Günlük arşivler: 26 Aralık 2017

Çocuğun Politik Olma Hakkı Üzerine




İsrail askerlerini taşlayan, zırhlı araçlara karşı barikat kuran Filistinli çocuklar birçok insan tarafından saygıyla karşılanır. Dünyanın birçok yerinde özellikle ulusal sömürü altında ezilen millet veya milliyetlerin, ezilen inançların ve kapitalist sömürüye karşı duran yoksulların çocukları ellerine taş ve sapanlarını almış, küçücük bedenleriyle direnmişlerdir/direnmeye devam etmektedirler. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi kimlikler sorununu çözememiş ülkemizde de bu böyledir. “Taş atan çocuklar” olarak medyada yer edinen Kürt çocukları da bir dönem ülkemizde büyük gündem olmuştu.

Filistin’de ya da Kürdistan’da veya dünyanın herhangi bir yerinde çocuklara ellerine taş aldıran, koca zırhlıları o taşlarla dövdüren nedenler ana akım medyanın, sömürgecilerin ifade ettiği gibi ‘kandırılmış’ olmaları mıydı? Elbette değil! Çocuklar adına kesin bir yargı vermek doğru olmaz, belki. Bir kısmı bu direnişi bir oyun olarak görebilir/görmekte. Ancak çocukları alana çıkaran asıl neden yaşadıkları baskıdan başka bir şey değil. Her gün evi mahallesi basılan, sokakları kar maskeli kişilerce, zırhlı araçlarla kuşatılan, aile fertleri yaka paça gözaltına alınan-tutuklanan-işkence gören çocukların dünyasında zırhlı araçlar ve onu kumanda edenler taş atılması gereken hedeflere dönüşebiliyor. İşte bugün Filistinli çocuk direnişçi Ahed et-Temimi’nin tutuklanması tüm dünyada büyük yankı uyandırdı. Peki Ahed’in duruşunu yanlış bulan var mı? Vereceğiniz cevap soruna nereden baktığınıza bağlı. İsrailli bir siyonistseniz Filistinli bir çocuğun direnişi sizi rahatsız eder, yaptığı zafer işareti kanı beyninize sıçratır. Ya da bir Türk ırkçısıysanız Diyarbakır’da bir Kürt çocuğunun TOMA taşlaması sinirlerinizi hayli bozabilir. “Kandırılmışlar” argümanı sonrası “çocuk da olsa kadın da olsan gereği yapılacak” talimatı sizde sempati uyandırabilir. Ancak barikatın arkasından bakıyorsanız dünyaya bu durum size pek şaşırtıcı gelmez. Dünyanın pek çok yerinde çocuklar çocukluklarını doyasıya yaşıyorken, sizin çocuklarınızın barikat başında olmaları, ellerine taş almaları canınızı bir hayli yakabilir ama onları anlayabilirsiniz. Ellerindeki taşların “kandırılmışlıkla” alakalı olmadığını çok rahat bilirsiniz. Dedim ya soruna nereden baktığınızla ilintili bütün mesele.

Çocuğun politik olma hakkı evrenseldir. Anadilini konuşmak ve öğrenmek istemesi, ülkesindeki işgalin son bulmasını istemesi, özgürlük istemesi, adalet istemesi, eşitlik istemesi; annesinin-babasının tutuklanmasını, işkence görmelerini istememesi, polis-asker hakareti duymak istememesi insan hakkıdır.  Ve politiktir. Çünkü egemen politik iktidarın yok saydığıdır, uyguladığı baskıdır bunlar. Doğal olarak karşı çıkışı da politiktir. Annesi, babası, kardeşi, arkadaşları, komşuları, akrabaları zulüm görmüş, toprakları işgal edilmiş, dili yasaklanmış, emeği gasp edilmiş bir halkın çocuğunun eline taş alması hakkıdır. Bu politik bir duruştur. Ve tüm dünyada hüküm süren eşitsizlik, adaletsizlik ve sömürünün mimarlarının bunu yargılama hakkı yoktur. 

Çocukluklarımızın çocuk gibi yaşayacağı bir yaşamı var etmemiz gerekiyor. İnanıyor, güveniyor ve biliyoruz ki, çocukların çocuk gibi yaşayacağı tek sistem sosyalizmdir. Savaşsız, sömürüsüz, eşit, adil, özgür bir gelecek için sosyalizm en çok da çocuklarımız için gereklidir.

Şenol

26.12.2017