Aylık arşivler: Kasım 2016

Çocuk Düşlerimiz…

Güzel olan ne varsa kirleniyor, kirletiliyor. Bu kirlilik içinde çocukluk düşlerimize sahip çıkmaktan başka yol gözükmüyor.
Her şeyin bir ‘değerinin’ olduğu, mülk ilişkilerine bu kadar sıkı bağlı olduğumuz günümüzde hemen her şey yozlaşıyor. Eşitlikten, adaletten, insan haklarından, özgürlükten yana olanlar baskı altına alınıyor, hapishanelere atılıyor, katlediliyor. İşin acı veren tarafı sömürünün zulmün en ağırını yaşayan milyonlarca insan buna sessiz kalıyor, bir kısmı da alkış tutuyor. Yani sömürücüsünün, prangasını elinde tutanın safında duruyor. Sistemin çarkına uymayanlar, dişlilerini bozanlar  tüm zorluklara rağmen ayakta durmaya, mücadele etmeye çalışıyor. Deryada damla olmayı göze alanlar, tüm dünyada inatla mücadelede ısrar ediyor. Bu çok zor elbette. Bir taraftan çarkın sahipleri, diğer taraftan ‘ruhsuz bir kalabalık’, bunca zulme, sömürüye, talana rağmen uyanmak, ayağa kalkmak istemeyen yığınla insan…
Hemen hemen tüm dünyada ırkçı/ milliyetçi, dinci söylemlerin taraftar bulduğu ve yükselişte olduğu söylenirse yanlış olmaz herhalde. İnsanlığı yıkıma sürükleyen bu bağnaz düşüncelere karşı çaresiz miyiz peki? Irkçılık, savaş kışkırtıcılığı, dinci fanatizm kitlelerde karşılık bulurken; bizlerin yani eşitlik, adalet, özgürlük talepleri olanların kitlelerle buluş(a)mamasını nasıl açıklayabiliriz?! Açıklayamayız! Bu nedenle ısrarla ve inatla mücadele etmekten başka şansımız yok!
Tüm dünyanın bir felakete gitmesini engelleyecek tek güç olan bizler; yani tüm dünyada anti-faşist, anti-emperyalist anti-sömürgeci mücadele veren bizler; eşitlik, adalet, özgürlük, gerçek bir halk demokrasisi isteyen  bizler mücadele etmez, direnmez ve son tahlilde bu eşitsiz, adil olmayan sömürücü zorba düzeni yıkmazsak tüm dünyanın her alanda bir felakete gideceği kesin. Kenarda bekleme, tribünlerden izleme vakti değildir bugün. Eşit, adil, sömürüsüz, aydınlık bir geleceğin yolları sarp, dolambaçlı, çetin ve sayısız engeli barındırıyor bünyesinde… Ama mücadele etmekten başka çaremiz yok. Birlikte yürümekten başka çaremiz yok.
En masum, en güzel düşler çocuklara aittir. Bu köhnemiş düzen ve onun uşakları kirletmeden çocukça düşlerimizi, düşlerimiz için mücadele etme günüdür. Şimdi vakti değil söylenmenin, ah etmenin. Atmadığımız her adım, haykırmadığımız her söz geleceğin ahıdır bizlere. Yaşanabilir bir dünya için daha çok haykırmalı, daha büyük adımlar atmalı.
Evet, hazır mıyız?
Şenol
13.11.2016